Ara
  • Esendal '10

Frère Pierre Caporal Anı Defteri

Güncelleme tarihi: Mar 29


26 Ocak 2021

CERN - İsviçre


Antik yunan, aydınlanma dönemi, varoluşçuluk derken edebiyatın, felsefenin büyüsüne kapılmış, kendimi kitaplı, mürekkepli bir geleceğe hazırlarken güçlü bir el beni o ortamdan çekip fiziğin, hatta parçacık fiziğinin içine atıverdi. Pierre Caporal işte o elin sahibiydi.


Karne dağıtımlarından tanıdığımız, bizim quartier’nin sorumlusu müdürün ve öteki frere’lerin yanında kendini toplamasından okul müdürünün general gibi mareşal gibi çok yüksek bir konumda olduğunu düşünmüştüm çocuk aklımla. Oysa bir gün koridorda patlamış bir ampülü tabureye çıkıp kendisinin değiştirdiğini gördüm. Bana ilk dersimi vermişti: patron da olsan işle, çalışma ortamıyla teması kaybetme, kendin yapabiliyorsan başkasına buyurma, mağrur olma.


Yeni yetmeliğin asiliği ile okuldan kaçıp bir de üstüne yakalanma beceriksizliğini gösterince de karşısına çıktım. Her söylediğine cevabım vardı: ders boştu, ben öğrenmekten kaçmamıştım ki, aksine kültürel(!) bir etkinlik yapmıştım, sinema. Sonunda beni aklıyla mat etti: ya bir trafik kazası olsa sana nasıl ulaşırız, ailene nasıl haber veririz? Haklıydı ve bir kez daha saygımı kazanmıştı.


Zaman geçip Grand Quartier’ye gelince nihayet ders öğretmenim de oldu. Son sınıfta, bizi deney yapalım diye götürdüğü laboratuarda hem devreleri öğrendik, hem de bol bol sigorta attırıp yaramazca eğlendik. Orada bize elektrik devreleri yanı sıra olgunluğu ve toleransı öğretmiş meğer. Birşeyleri bozmadan öğrenemezsiniz nasılsa diyorum şimdi kendi öğrencilerime de. Vakum tübü nasıl çalışır diye çizdiği resim hala gözümün önünde. O kadar net anlatmıştı ki üniversitede transistörlü devrelerin analizinde kimi sınıf arkadaşlarıma ben yardımcı oluyordum. Hatta aynı resmi artık kendim çizip kendi öğrencilerime anlatıyorum. Bazen de deneyi kendisi yapar, bizi ya tartışmak için ya da konu mankeni olarak kullanırdı. Hangimiz elimizle flüoresan lamba yaktığımızı veya yüksek gerilimden oluşan atlamanın rengini unutabilir ki? Yüksek frekanstaki elektrik alanın içeri sızmadan deriden aktığını bize yaşatarak gösterdi. Crookes tübü deneyinde gözle göremediğimiz parçacıkların kanatlarına çarparak bir değirmeni çevirdiğini gösterdiğinde geleceğimi belirlemişti. Bu parçacık işini anlamam lazımdı ve üniversite sınavı tarihi artık epey yakındı.


O kokulu sarı müsfedde kağıtlardan bir top istedim, verdi. Evde çalışamıyorum okuldan sonra şurada bir masa olsa dedim, bana disiplin kurulunun toplandığı, benim de daha önce misafir olduğum büyük salonu açtı. Sordum, yanıtladı. Üniversite yıllarında özellikle francophone bir ülkede staj ararken desteğini istedim, yazdığı mektubu bastıktan sonra önümde bir daha okudu, unuttuğu bir s’i mavi dolma kalemle ekledi ve içimi bir kez daha rahatlattı. Ben de hata yapabilirdim (zaten bol bol yapıyordum), stres olmaya gerek yoktu.


Yıllar sonra telefon ettiğimde veya İzmir’de gördüğümde beni hatırlamıyordu ama olsundu. Öğrencisinin öğrencileri, onu tanımasalar da, onun yaptığı gibi yapan, gösterdiği şekilde ilerleyen bir laboratuar kurdular. Önce aynı Crookes tübünü yaptılar şimdi de dünyanın en yüksek frekanslı proton hızlandırıcısını Türkiye’de yapmaya çalışıyorlar. Huzurla uyu öğretmenim.


Gökhan Ünel SJ‘88


--------


Saint-Joseph Lisesinin 150 senelik mazisinin son 65 senesine damgasını vurmuş değerli bir insanın, büyük bir eğitimcinin, Frère Pierre Raymond Caporal’in, vefat haberini büyük bir acı ile öğrenmiş bulunuyorum.


Tüm yaşamını gençliğin eğitimine adamış, hayırsever, sevgi dolu bu güzel insanın, evi gibi olan okulundan çok uzakta, tüm dünyayı saran bir virüsün yarattığı yalnızlık içinde, başka bir ülkede, aramızdan ayrılışını derin bir üzüntü ile, ancak yaşamını ve felsefesini paylaştığı frèreler ocağında olmasını da Tanrının bir isteği olarak algılıyorum.


Saint Joseph Lisesi Eğitim Vakfı ve Saint-Joseph’liler Derneği kurucusu, tüm Saint Joseph’lilerin kalbinde taht kurmuş sevgili Pierre Caporal’e gani gani rahmet, tüm Saint Joseph Lisesi, K. Prens Okulları ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.


Tunç Uluğ SJ'55


----------


Sevgili dostum Tunç Uluğ’un mesajından öğrendiğime göre sevgili ve değerli dostum Frère Caporal vefat etmiş. Ben onu en eski tanıyanlardan biriyim. Bütün Saint Joseph Derneklerinin kuruluşunda aktif rol almıştır. Hakikatli bir dost, gerçek bir Saint Joseph’liydi. Ailesinden kalan meblağı olduğu gibi okula ve derneğe bağışlayacak kadar da Saint Joseph sevdalısıydı. Son günlerinin uzakda geçmesi içimizi acıtmıştır. Tek tesellimiz inancı gereği Allahına kavuşmuş olmasıdır. Bu vesileyle ilgili önerim Okulun uygun bir yerine onun adının verilmesidir. Sayısız

hizmetlerine karşı hepimizin vicdan borcudur bu. Tanrı rahmetini esirgemesin bu kulundan.


Ertuğrul Ceylan SJ'43


--------


Ben neden öğretmenlik mesleğini seçtim?


Bu seçimimin bir çok sebebi var ve her birinin kaynağı tek bir kişi. Frère Raymond öğrenciliğimde fizik öğretmenim ve müdürüm olarak dürüstlükten en ufak bir ödün vermedi; bıkmadan, sıkılmadan çevresindeki herkese daima örnek oldu; tatlı sert yönetim stilini benimsedi; her konuda herkese hep hakkaniyetli davrandı; başı sıkışana etrafa fazlaca duyurmadan yardım elini uzattı; Saint-Joseph camiasını sürekli olarak bir arada tutmaya gayret etti.


Öğretmenliğimde ben dahil tüm meslektaşlarımın frerlik müessesesine ters düşmemek kaydıyla kendi kişiliklerimize uygun davranmamıza olanak tanıdı.


Yaşamını adadığı gençlere hem okul içinde hem sosyal yaşamda her zaman gıpta edilecek bir rol model oldu.


Çok üzgünüm.


Cher Frère, Sevgili Öğretmenim, Çoban Yıldızım !

Işıklar içinde huzurla uyuyun.


Ender Üstüngel SJ’83


---------


Caporal geliyor!!!


O gelince hemen sessizlik olurdu, adeta an dururdu, zaman dururdu, herkes sakinleşirdi, başka hiçbir öğretmende bu olmazdı... Kolay mı, 11-19 yaş arası altı yüz genç erkekle uğraşmak...

Korkutmazdı, bağırmazdı, sadece çekinirdik, o konuştuğunda cevap veremezdik, sadece o dingin gücü hissederdiniz ve sessiz kalırdınız...


Mütevazi, ağırbaşlı ve en önemlisi toleranslı bir insandı. İzmirli, varlıklı bir Levanten aileden geliyordu. Gauloise sigarasının Caporal tütünleri ailesine aitti, kuzeni Lucien Arkas, aynı zamanda yine Saint-Joseph'den okul arkadaşıydı...


İstese zenginlik içinde yaşayıp hayatına devam edebilirdi ama öğretmenliği tercih etmişti ve hem öğrencilerinin, hem de çalıştığı öğretmenlerin takdirini, saygısını ve de sevgisini kazanmıştı...


Hayatımızda; bizi biz yapan, bir nebze bile olsa erdemli ve ahlaklı insanlar olabilmemizi sağlayan, eğitimden öte formasyon almamızı sağlayan bir eğitmendi Frere Caporal...


Ruhu şad, mekanı cennet olsun...


A. Mert Tüzüner SJ‘91


----------


Saint Joseph'in fizik hocasıydı ve sanırım bir ara müdürlük de yaptı, çünkü cumartesileri karneleri dağıtmaya gelirdi bir ara. Beni sonuncu olduğum ve disiplinsizlikten cezaya kaldığım için (karne vermeye gelen diğer tüm müdürler gibi) azarlardı. Her şeye rağmen saygı duyulan ender hocalardan biriydi. Hiç benim hocam olmadı ama bende derin bir iz bırakmıştır. Anlatayım.


Bir gün öğle tatilinde çoğu zaman olduğu gibi bir arkadaş grubuyla bilardo oynamaya gitmişiz. Oyun uzun sürmüş ve geç kalmışız... Zil çaldıktan yaklaşık yarım saat sonra okul binasına girerken, merdivenlerde Frère Raymond'u ellerini kavuşturmuş bizi bekler gördük.


- Geç kaldınız...

Uzun süren bir sessizlik.

- Bu akşam ders çıkışında ofisime gelin.

Akşam saat 4'te korka korka ofisine gittik. Çalışıyordu. Saatine baktı. Yüzümüze bile bakmadan,

- Şimdi işim var, 45 dakika sonra gelin, dedi.

Kös kös çıktık. Tam 45 dakika sonra ofisine geldik. Saatine bakıp,

- İşim bitmedi, dedi, yarım saat sonra gelin.

Yarım saat sonra geldik. Yine saatine bakıp,

- 15 dakikaya işim biter... dedi.

15 dakika sonra geldik.

- On dakika sonra...

Avluda turlarken aramızda konuşuyoruz:

- Bu yaptığına ayıp denir.

- Ne ayıbı, düpedüz saygısızlık bu.

- Saygısızlıktan da öte...

On dakika sonra gittik.

- Beş dakika sonra gelin...

Bunu söylerken yüzümüze bile bakmıyor.

Bizim de bir gururumuz, bir onurumuz var...

Beş dakika sonra gittik.

- Şimdi öğrendiniz mi saatinde gelmeyi?


Bu vesileyle eğitim diye bir şey olduğunu da öğrendik. Ruhu şad olsun.


Ali Nesin SJ'75


----------


Cher Frère,


Je vous remercie pour avoir créé et sauvegardé cet exceptionel environment d’enseignment et de maturation personelle que nous avons eu la chance d’expérimenter pendant nos âges d’adolescence. Je me souviendrai de vous à travers votre image dans le laboratoire, essayant de nous faire savourer le plaisir des expérimentations de physique et de nous inciter à apprécier les secrets des sciences.


Comme le démontrait votre style charactéristique de démarche dans les couloirs sombres de notre école, vous n’avez jamais dévié de la ligne droite que vous avez suivie au long de cette sacrée dévotion à l’éducation des jeunes individus. En tant qu’un parmi des milliers, je vous en serai toujours très reconnaissant.


Que vous reposez dans la paix!


Ahmet Ş. Yanıkoğlu SJ ‘83


--------


Fransızca'yı yeni öğrenmeye başladıktan sonra Haz.2'ye geçince, matematik dersine Frère Caporal'ın geleceğini öğrenmek tüm sınıfı korkutmuştu. Elinden karne alırken hepimizi hizaya getiren bakışları ve etkileyici kısa yorumları, tebeşirle tahtaya çizilen mükemmel geometrik şekilleri kim unutabilir ki...


Öğrencisi olmaktan dolayı şeref duyduğum Frère Caporal'in bizlerde bıraktığı etkinin aslında korku değil; hayatını işine, öğrencilere, eğitime ve Saint Joseph'e adamış bir kişiye gösterilebilecek en üst seviyede saygı olduğunu bugün çok daha iyi anlıyorum.

Huzur içinde uyuyunuz Très Cher Frère Caporal.


Güray EROL SJ'96


--------


Cher Frère Caporal’den Demokrasi Dersi:


Hazırlığı bitirip orta okula başlamıştık ve artık okuldaki kulüp çalışmalarına katılabilecektik. O yıl harika bir bilgisayar-elektronik kulübü kurulmuştu. Gıcır gıcır Commodore64 bilgisayarlar alınmıştı. Kulübün yönetiminde de seçimle gelen liseden ağabeylerimiz vardı. Ama yönetimde oldukları için hiyerarşi işliyordu, büyüklerin kulüpten yararlanmaları daha fazla mümkün oluyordu. Bize daha az sıra geliyordu, biraz bozulmuştuk buna ama Frère Caporal’in de yakın gözetimi olan bu kulüpte ilk yıl sesimizi çıkaramadık. İkinci yıl sınıf arkadaşlarımı organize edip bilgisayar-elektronik kulübüne daha çok kişinin girmesini sağladım. “Demokratik” bir seçim yapıldı ve iyi bir organizasyonla liseden ağabeylerin önünde sandıktan tıfıl halimle ben çıktım. Her şey kitabına uygun görünüyordu. Ağabeyler kızmışlardı ama tüm haylazlıklarımıza rağmen sindirilmiş bir demokrasi anlayışı vardı SJ’li tüm öğrencilerde. Saygıyla kabul ettiler.


Sonradan Frère Caporal’in haberi oldu ve “bu seçimi iptal ediyorum, yeniden yapılacak” dedi. Ben tabi ki az buçuk demokrasi bilgimle itiraz ettim. “Biz seçimi yaptık, çoğunluk bizde” diyerek ısrar ettim. Bana her zamanki kibarlığı ve anlayışlı haliyle, demokrasinin çoğunluğun egemenliği olmadığını benim anlayacağım şekilde sabırla, aklımdan bir ömür boyu çıkmayacak şekilde anlattı. Aslında orada oy veren herkese anlattı. “Sadece çoğunluğu ele geçirerek, seçmenleri imkansız vaatlerle yönlendirerek seçimi kazanamazsın. Demokrasilerde yönetmek için başka erdemlere de sahip olmalısın. Büyüklerin sana örnek olacaktır, öğreneceksin” diyerek tüm seçmenlere ve seçilenlere güzel bir ders verdi. Seçim yenilendi, koltuğu gerçekten hak eden, yönetebilecek bilgi ve olgunluktaki kişiler kazandı. Bize kulüp imkanlarını daha çok kullanma hakkı verdiler ve yönetenler bize çok şey öğrettiler. Gelecek yıllarda bayrağı onlardan gerçek demokrasinin kurallarıyla devir aldık.


Yıllar geçti, bu ders hep kulağıma küpe oldu. SJ sıralarındayken Frère Caporal’den aldığım bu ders demokrasi anlayışımı ve davranışımı etkiledi. Hayatta çok gelişmiş sivil toplum kuruluşlarında dahi demokrasinin nasıl kötüye kullanıldığını gördüm. Sadece güç sahibi olmak isteyenlerce nasıl istismar edildiğini yaşadım. Onlara gerçek demokrasinin ne olduğunu, hangi erdemler içermesini gerektiğini anlatmaya çalışırken sevgili öğretmenimizin sözlerini hatırladım. Demokrasi anlayışı çok küçükken hepimizin oturduğu o sıralarda başlıyor. Ancak o sıralarda Frère Caporal gibi bizi aydınlatacak erdemli, örnek insanlara ihtiyacımız var. Demokrasi ve adalet gibi kavramların içinin boşaltıldığı bu günlerde, bu hayat dersinin değerini daha iyi anlıyorum. Sevgili Frere Caporal’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz ama bizlere aşıladığı erdemler bizlerle ve bizim yetiştirdiğimiz veya örnek olacağımız insanlarla çok uzun yaşacak.


İsmail Mete Şaylan SJ'90




--------


Pour cher Pierre Caporal:


Dignité. Noblesse.


Ulvi İçil SJ'84


--------


Bugün ne yazık ki hepimiz için çok acı bir gün.


En büyük Saint-Joseph’liyi, camiamızın gelmiş geçmiş en önemli ferdini, öğrenci öğretmen veli ya da yönetici olarak, son 65 yılda yolu bir şekilde Saint-Joseph’le kesişmiş hemen herkesin hayatına bir şekilde dokunmuş olan sevgili Frère Caporal’i maalesef kaybettik.


Daha küçük bir çocukken ilk okulda başlayan ve öğrenci öğretmen ve müdür olarak uzun yıllar hep Saint-Joseph’le özdeşleşen, eğitime adanmış eşsiz bir yaşam öyküsü.


Derneğimizin kurucusu, Vakfımızın Kurucu Başkanı ve bugün sosyal tesislerimizin bulunduğu araziyi vakfederek camiamıza kazandıran ve isim babası olduğu Küçük Prens Okullarımızın kuruluşunda büyük katkıları olan, her alandaki değerli emekleri hiçbir zaman unutulmayacak eşsiz Saint-Joseph ve Saint-Joseph’li dostu.

Artık aramızda değil. Üzüntümüz sonsuz.


Neredeyse tüm yaşamı Saint-Joseph olan çok özel ve güzel insan, bizlere kattığın tüm değerler ve her alandaki paha biçilmez emeklerin için bir kez daha sonsuz teşekkürler.

Sizi tanımak, öğrenciniz ve dostunuz olmak büyük bir ayrıcalık ve onurdu.

Işıklar içinde yatın “notre très cher frère”, mekânınız cennettir.


Sevgi ve saygılarımla,


Demir Kısakürek SJ'68


--------


Tüm Saint Joseph camiasına başsağlığı dilerim.


Onur Erol SJ'58


---------


En son 7 Kasım 2020'de 2 dakika 45 saniyelik bir telefon görüşmesi yapmıştık. Orada tüm Saint-Joseph'li öğrencilerinize ve dostlarınıza ilettiğiniz mesaja 150. Yıl Etkinliğinde ve Dergİmizde yer verdik. Derdimi hemen anlamış ve hızla reaksiyon göstermiştiniz. Kısa ama çok yoğun duygular içeren bir mesaj iletiniz. Sizin gibi bir efsanenin tüm camiaya verdiği mesajı canlı olarak duyan tek insan olmanın garip hissiyatı ve sözle anlatılması mümkün olmayan diğer duygularını yaşıyorum. Sonsuz yolculuğunuzda size huzur ve barış dilerim. Saygılarımla...


Baran Esendal SJ'10


-------


Üzüntümüz acımız büyüktür. Tüm Saint Josephlilerin başı sağ olsun, mekanı cennet olsun.


Erdal Atakan SJ'55


------


Pierre Caporal’i ilk kez 1982 baharında Saint-Joseph Lisesi’ndeki Petit-Pain’ de tanımıştım. Ben Hz.1’de Saint-Benoit’da okuyordum, babam 1955 Saint-Joseph mezunu idi ve Frère Caporal ile yakın arkadaştı. Caporal bana “Hz.2’de kontenjan olursa seni buraya alırız” demişti. Richard Gere gibi gür saçları, kalıplı vücudu, inanılmaz kibar bir ses tonu ile konuştuğu mükemmel Türkçesi ( Fransızlar gibi Ğ leri söylerdi tabii ama o da kendisine bir karizma katardı.. ) ve hayran olduğumuz Fransızcası ile okulda okuyan her öğrencinin rol modeli olurdu dönem dönem.


1930'da İzmir'de,Levanten bir ailenin dört çocuğundan biri olarak doğdu. Babasını dört yaşında kaybetti. İlk ve ortaokulu İzmir St Joseph'te, liseyi İstanbul St Joseph'te okudu. Fransa'da matematik ve fizik üzerine yaptığı yüksek öğrenimi sırasında frère oldu. Türkiye'ye döndü; Saint-Joseph'te 1958 senesinde fizik hocası olarak başladığı eğitmenlik hayatını 1968 - 1995 seneleri arası 27 yıl okul müdürü olarak sürdürüp emekli oldu.


Ceket ve kravatsız okulda dolaşırsan ceza alırdın, Hz. 2’de teneffüse çıkarken ceketi kravatı atıp kantine doğru koşarken beni kolumdan yakalamış “Met ta veste” deyip suratıma öyle bir bakmıştı ki o sene bi daha ceketi üzerimden çıkaramamıştım.


1982-84 döneminde, babam Erdal Atakan Saint-Joseph Mezunlar Derneği’ninde Necdet Erontok başkalnlığında, Rasim Gülmen, Aydın Güler, Tevfik Tüzünkam, Namık Akyol, Röne Güzel ile birlikte yönetimdeydiler. Her pazar birinin evinde toplanılır yemek yerler ve briç oynarlardı. Bu toplantıların hepsine Caporal’de katılırdı. Ayda bir pazar günleri bizim eve sıra gelirdi. Haftalık aldığımız karneleri zayıfım çok olduğu için eve göstermez kendim imzalardım ama Caporal’in geldiği zaman mecburen karnemizi sunar, kendisi de odamın önünden geçerken ders çalışıyormuş gibi yüksek sesle aksanlı Fransızca bişeyler söyleyip gözüne girmeye çalışırdım. En son Lise sonda fizik hocamızdı. Her yılbaşında mutlaka arar sorar babamla konuşurlardı.


Son yıllarını doğduğu İzmir Saint-Joseph’de geçirmişti ama geçen sene sağlık problemlerinden dolayı Lübnan’da bulunan, LaSalle ailesinin Orta Doğu bölgesinin tıbbi donanımlı huzurevine yerleşmişti.


Öğrencilere bile her zaman siz diye soyadı ile hitap eder, herkese eşit ve adaletli davranır, disiplinli görüntüsünün ardındaki yumuşak kalbini herkes bir şekilde hisseder ve en haylaz öğrenci bile kendisine acayip bir saygı duyardı...


Ben kendisini hep bu 1986 senesindeki fotoğrafındaki gibi hatırlayacağım. Huzur içinde uyuyun Monsieur Chere Frère Pierre Raymond Caporal. 🙏


Ömer Atakan SJ'89


------


Bizim üzerimizde hakkı olan değerli bir büyüğümüzdü.

Vefatından büyük üzüntü duydum.

Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Hepimizin başı sağ olsun.

Sabırlar diliyorum.


İlker Özben SJ'69


--------


Pierre Caporal İçin


1981 yılı Ağustos sonu Edebiyat Fakültesinden yeni mezun bir edebiyat öğretmeni adayı olarak Saint Joseph’in kapısından girdiğimde ilk kez gördüğüm bu binadan çok etkilenmiştim. Öğretmen olmak için can atıyordum ve dilekçemi vermek üzere sekreterliğe gittiğimde -okul müdürünün odası sekreterliğin bitişiğindeydi- Pierre Caporal’in odasına yönlendirildim. İlk kez karşılaştığım ve bende çok kibar bir insan izlenimi uyandıran bu nazik bey yine kibarca ‘Türkçe kadro ile Türk Müdür Hayrettin Bey ilgileniyor, onunla görüşebilirsiniz.’ dedi. İlk karşılaşmamız böyle olmuştu kendisiyle.


Birlikte çalıştığımız 14 yıl boyunca Pierre Caporal’den kırıcı ya da olumsuz tek bir cümle duymadığım gibi herhangi bir kişisel sorunumu da rahatlıkla kendisine anlattığımda bunun aramızda kalacağını ve mutlaka bir çözüm bulacağını bilirdim.


1990’lı yıllarda öğrencilerle birlikte bir okul dergisi çıkarmaya karar vermiştik tabii ki işin maddi boyutu da vardı. Bu konuyu kendisi ile görüştüğümde Caporal, okulun bu konuda pek bütçe ayıramayacağını söyleyip ilk sayının çıkarılmasını tamamen bize bırakmıştı. Belki de geçici bir heves olarak görmüş, zorluklar karşısında pes edip vaz geçeceğimizi düşünmüştü ama öyle olmadı. Dersanelerden aldığımız reklamlarla ilk sayıyı bastırdık. Adını Kardelen koyduğumuz dergimizin İlk sayısını alıp odasına götürdüğümde gözleri ışıldadı ve doğrusu ben pek bu dergiyi çıkarabileceğinizi düşünmüyordum ama gördüm ki çok kararlısınız, bundan sonraki basım masrafları okul bütçesinden karşılanacaktır, dedi. Çok sevinmiştim tabii. Bu arada isim annesi olduğum Kardelen dergimiz hala yayın hayatına devam ediyor.


Pierre Caporal ile ilgili en önemli izlenimlerimden biri de her 15 günde bir verilen karne törenleriydi. Sınıflara Türk Müdür ile gelir, önce öğretmenin elini sıkar sonra öğrencilere kısa bir konuşma yapar -ki çocuklar pür dikkat dinlerlerdi- sonra tek tek öğrencilerin isimlerini söyler, öğrenci tahtaya gelir karnesini alırdı. Karne mutlaka sağ elle alınmalıydı, böyle yapmayan olursa nazikçe uyarılırdı. Karne verilirken de notlar üzerine mutlaka bir kaç cümle edilirdi. Bu gelenek de zamanla pek çok şey gibi zamana yenik düşüp yok oldu gitti.


Öğretmeninden öğrencisine herkesin yüreğine bir şekilde dokunmuş olan bu nazik insanı, değerli eğitimci Sayın Pierre Caporal’i her zaman saygı ve sevgi ile yâd edeceğim. Ruhu şâd olsun.


Nurcan Pehlivanoğlu

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni


----------


Mon Très Cher Frère Directeur,


Votre départ à Beyrouth était déjà, pour moi, la cause d'une profonde déception, je me consolais pourtant en espérant vous revoir un jour ici, à İstanbul ; mais ce dernier départ définitif, votre marche vers le Ciel m'a vraiment bouleversée...

Heureusement, à notre dernière rencontre, à la salle des coupes de Saint-Joseph, j'ai eu la chance de vous dire ma reconnaissance et mon respect...

En 1974, étant jeune diplômée de l'université j'étais sans expérience, un peu timide... malgré cela vous avez eu confiance en moi et à la fin de notre premier entretien j'ai été embauchée. Grâce à cette confiance je me suis élancée avec enthousiasme au cœur de l'éducation des jeunes...


Je vous remercie de cette confiance, mon Très Cher Frère Directeur...


Après ma retraite et la vôtre nous sommes devenus de véritables amis qui ne se voyaient qu'une fois par an ( à l'occasion de la fête des professeurs ) mais qui avaient toujours le cœur plein de respect et d'affection réciproques.


Je vous remercie de cette amitié qui m'est très chère, mon Très Cher Frère Directeur...


Quand vous étiez à Beyrouth, je vous ai envoyé des mails, mais le silence était profond: aucune réponse... Ce n'était pas votre façon d'agir, j'étais très inquiète...mais le 5 ou 6 janvier 2021, le jour où j'avais écrit, sur Facebook, mon point de vue sur le nouveau recteur de l'université du Boshore, j'ai reçu, toujours sur fb, votre petit mot... Je l'ai lu, relu plusieurs fois, j'étais folle de joie, vous étiez donc en bonne santé...mais aujourd'hui je comprends que c'était un adieu...


Je vous remercie de cette phrase pleine de sens, mon Très Cher Frère Directeur...


Je voulais vous remercier finalement de votre présence dans ma vie, de votre fidélité à notre amitié.


Comme dit Saint-Augustin, la mort n'est rien, vous êtes seulement passé à l'autre côté du chemin... Reposez-vous en paix... Vous continuerez à vivre en nous... On se reverra un jour...


Yasemin Kaya - İstanbul Saint Joseph Fransız Lisesi Emekli Öğretmeni


---------


Değerli Saint Joseph'liler,


Okulumuzun son Frère i Sayın Pierre Caporal'i kaybetmişiz.

Haberi aldığımdan beri onunla yaşadıklarımı, yaşadıklarımızı düşündüm. Sesini duydum, yürüyüşünü hatırladım, çalışmalarımızı hatırladım, bana verdiği güven dolu cümlelerini, öngörülerini, ve daha neler neler geldi aklıma. O kadar çok anı vardı ki hangisi hangi zaman diliminde karıştırarak oradan oraya sıçradı hatıralarım. İlk tanıdığımda İstanbul SJ'nin müdürüydü. Sonra o görevinden sonra doğduğu yere, İzmirimize geldi...


Okulun içerisindeki oturduğu evine girip bütün arşivini birlikte düzenlemiştik. Bir çok eski fotoğrafı mezun olan bir öğrencimiz sayesinde dijital ortama aktarmıştık. Önemliydi, zira onun evine girebilmek biraz zordu. Sessiz sedasız hepimizi ayrı ayrı izlerdi. Etkinliklerde, törenlerde en baş köşede oturur ve tam saatinde başlamanızı isterdi. Eğer bir dakika geçtiyse saatine bakar ve işaret ederdi başlasın artık diye. Onun sayesinde o kadar çok öğreti aldım ve aldık ki saymakla bitmez. Canım Caporal, cher Frere‘im seni bir çoğumuz hiç unutmayacak, hepimize öyle güzel anılar bıraktın ki, hep konuşulacak ve anılacaksın. Seninle tanışan bizler şanslıyız senin gibi yüreğinin güzelliği yüzüne vurmuş, yaşamına yansımış bir eğitimci liderle çalıştık... Işıklar ve rahmetler bu kadar seveninle hep üstünde olacaktır. Yukarı baktığımda gökyüzündeki bir yıldızın adı benim için sensin.. Gittiğin yer neresi bilemem ama yaşadığın yerde bir çoğumuzun kanatsız meleğiydin. Önemli olanda bu dünyada bu unvanı almak değil midir


💜Saygım ve sevgim sizinle.. Işıklarla kal..


Deniz Köksal

İzmir Saint Joseph Fransız Lisesi Emekli Öğretmeni


---------


Merci aux Unionistes de partager avec nous cette triste nouvelle.


Comme vous le soulignez, c’est une grande et belle figure qui nous quitte, une légende de la présence française et francophone en Turquie et au Levant.


Comme Consul général à Istanbul de 2003 à 2007, j’avais pu mesurer le fruit de son travail et de sa présence ainsi que l’estime que toute la communauté des Saints lui portait.


Nul doute qu’il est parti dans